HAYVANLARDAKİ AKILLI PLAN: KAMUFLAJ

Hayvanlar hayatta kalabilmek için birtakım davranışlarda bulunarak besin elde ederken, aynı zamanda kendilerini de düşmanlarına karşı korurlar. Her hayvan beslenmek için ihtiyaç duyduğu avlanma ve beslenme sistemine sahiptir, en küçüğünden en vahşi gözükenine kadar hepsi farklı yöntemlerle yiyeceklerine ulaşırlar. Aynı şekilde, kendilerini korumak amacıyla da belirli özellikler taşırlar.


Böylelikle, doğada herhangi bir aksaklık olmadan, sadece düzenli işlemekte olan bir sistem çalışmaya devam eder. Buda bize göstermektedir ki; tüm canlılar, adeta programlanmış bir makine gibi mükemmel bir şekilde tasarlanmışlardır. Bu denge, insanın müdahalesi (ya da doğal afetler) olmadığı sürece sürüp gitmektedir.


Hayvanların hayatlarını sürdürebilmek için sahip olduğu özelliklerin biri de, kendilerini gizleme sanatı olan kamuflajdır. Hayvanlar iki sebepten dolayı kendilerini gizleme ihtiyacı duyarlar. Bunlardan biri av konumunda iken, diğeri de avcı iken. Kamuflajı diğer yöntemlerden ayıran en önemli özellik ise, son derece büyük bir akıl, beceri, estetik ve uyum içermesidir. Şöyle ki, bir hayvanın düşmanlarından kurtulabilmek için kaçması yada avını yakalamak için kovalaması da, planlı bir hareket olmasına rağmen doğal (içgüdüsel) gözükebilir. Ancak, o hayvan, amacını gerçekleştirmek için bir yerlere saklanıyorsa, artık bu davranışın doğal bir hareket olmadığını hemen anlarız. Kaldı ki, amacına ulaşmak için saklanırken çevresine müthiş bir uyum da gösteriyorsa, bunun akıl dolu, bilinçli bir tasarım olduğuna emin oluruz.


YABAN ARISININ HİÇ GÖRMEYECEĞİ YAVRUSU İÇİN YAPTIĞI KAMUFLAJ


Kazıcı yaban arısı olarak bilinen bir yaban arısı türü, larvası için önce yerde meyilli bir oyuk açar. Burada belirtmeliyiz ki, yaban arısı gibi küçük bir canlının toprağı kazarak bir oyuk açması oldukça zordur. Bunun için önce çenesiyle toprağı kaldırır ve ön ayakları ile çıkardığı toprağı arkasına atar.


Bu yaban arısının önemli bir yeteneği daha vardır; açtığı oyuğun çevresinde kesinlikle bir iz bırakmaz, çok usta bir kamuflaj ustasıdır. Bunun için önce kazdığı toprak parçalarını çenesinin altına yerleştirerek parça parça taşır ve yuvanın uzağında bir yere, bir yığın oluşturmayacak şekilde dağıtarak atar. Böylece yuvası için tehlike oluşturan böceklerin dikkatini çekmemiş olur.


Açtığı çukur, yaban arısının vücudu kadar olduğunda oyuğun içinde, bir yumurtayı ve yiyeceğini alacak büyüklükte bir çocuk odası oluşturur. Sonra çukuru geçici olarak kapar ve böcek avlamak üzere uçar.


O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.
(Haşr Suresi, 24)

Yaban arısının her türü, tırtıl, çekirge veya cırcır böceği gibi bir böceğin avlanmasında uzmanlaşır. Yaban arısının avlanma şekli bilinenden çok farklıdır. Çünkü yaban arısı, yumurtası için avlandığında avını öldürmez, onu iğnesiyle sokarak felç eder ve yuvasına taşır. Daha sonra avının üzerine tek bir yumurta bırakır. Felce uğrayan böcek ise yumurta çatlayıp da larva beslenmek isteyene kadar taze kalır.


Yumurtasının yiyeceğini ve kalacağı yerini ayarladıktan sonra yabanarısı için sıra yumurtanın güvenliğini sağlamaya gelmiştir. Bu kez yuvanın girişini büyük bir dikkatle, toprak ve çakıl taşı yığınlarıyla kapatır. Daha sonra çenesiyle bir çakıl taşını alarak bunu çekiç gibi kullanır ve çakılları ufalayarak toprağı düzleştirir. Son olarak dikenli bacaklarıyla toprağı tırmıklar; yuvanın giriş tamamen gizlenene kadar burayı itinayla süpürür. Yuva tamamen gizlenmiştir ancak yine de yaban arısı bununla yetinmez ve ek bir önlem olarak yuvanın yakınlarına iki veya üç tane boş tuzak çukur kazar. Bu kapalı ve korunmuş yuvanın içerisindeki larva kendisi için hazırlanan yiyecekle bir yetişkine dönüşecek ve yuvadan tek başına çıkabilecektir.


Yaban arısı için yavrusu hiçbir zaman görmeyeceği bir canlıdır. Ama buna rağmen onun için yorucu ve sabır gerektiren bir hazırlık yapmış ve her türlü ihtiyacını önceden hazırlamıştır. Gösterdiği tüm davranışlar son derece fedakarca, ince düşünceli ve ileri görüşlüdür. Bildiğimiz anlamda bir beyne bile sahip olmayan bir canlının tüm bunları kendinden yapmadığı, ona bunların her birinin akıl ve ilim sahibi bir Güç tarafından yaptırıldığı ise açıktır.


Daha önceki konularda da belirtildiği gibi evrimciler canlıların bu şekilde davranmak için programlandıklarını söylemektedirler. Evrim teorisine göre bu programın sahibi, cansız ve şuursuz doğada meydana gelen yine şuursuz tesadüflerdir. Canlıların sahip oldukları son derece karmaşık ve olağanüstü özellikler düşünüldüğünde, bu iddianın ne kadar akıl ve mantık dışı olduğu açıkça görülmektedir. Tüm canlıların Allah'ın ilhamı ile hareket ettikleri, akıl ve vicdan sahibi her insanın kolaylıkla görebileceği apaçık ve kesin bir gerçektir.

TÜM CANLILARIN YAVRULARI ŞEFKAT UYANDIRACAK SEVİMLİLİKTE YARATILIRLAR

Doğadaki canlı türlerinin birçoğunun yavrularının görünümü ve davranışları, yetişkinleriyle karşılaştırıldığında son derece sevimlidir.

Yavruların genellikle daha yuvarlak olan yüzleri, yüzlerine göre daha iri olan gözleri, dolgun yanakları ve çıkık alınları onlara bu özelliği kazandıran etkenlerden bazılarıdır. Bazı türlerde de yavruların rengi yetişkinlerin renginden daha farklıdır. Örneğin yavru babunların rengi siyah ve pembedir, yetişkinlerin rengi ise koyu yeşildir. Bu yavrular topluluktaki diğer hayvanlara da ilgi çekici görünürler. Hatta bazı dişilerin, yavruları annelerinden kaçırarak onlara bakma eğiliminde oldukları gözlemlenmiştir. Bu davranışları, yavrunun rengi siyah pembe rengini kaybederek, yetişkinlerin rengine benzemeye başladığında yok olur.

 

KARACANIN KAMUFLAJI


Bazı memeliler ise renkleri nedeniyle doğal olarak kamufle olurlar. Ancak kimi zaman yavruların annelerinin yönlendirmesine ihtiyacı olabilir. Bu hayvanlardan biri de karacalardır. Anne karaca yavrusunun kamuflaj özelliğini onun adına bir avantaj olarak kullanır. Yavrusunu çalılıkların arasında bir yere gizler ve onun kalkmadan oturmasını sağlar. Yavru karacanın kahverengi derisinin üzerindeki beyaz benekler güneş ışığı ile karışır ve uzaktan bakıldığında yavru karaca kesinlikle fark edilemez. Üzerindeki beyaz benekler çalıların arasında yere vuran güneş ışınlarının yansıması gibi algılanır. Birkaç metre öteden geçen bir düşman bile yavru karacayı seçemez. Anne karaca ise yavrunun gizlendiği yerin hemen ilerisinde durarak onu gözler. Ancak kesinlikle dikkatleri yuvaya çekecek bir davranışta bulunmaz, son derece temkinli davranır. Sadece beslemek için yavrusunun bulunduğu yere gelir. Ormana geri dönmeden önce ise, yavrusunu burnu ile iterek tekrar yere oturtur. Yavru ara sıra ayağa kalkacak olsa bile, duyduğu en küçük bir seste hemen geri oturacaktır. Yavru annesinin yanında koşabilecek duruma gelene kadar bu şekilde gizlenir.



Başlı başına akıl ve sanat gösterisi olan kamuflaj, aynı zamanda bir savaş stratejisidir. İnsanlar tarih boyunca bu yöntemle kendilerini ve teçhizatlarını gizleyerek düşmana karşı başarı sağlamıştır. Bu savaş taktiği, akıl kullanmanın yanında eğitim, beceri ve yaratıcılık da gerektirmektedir. Dolayısıyla, her insanın kolaylıkla becerebileceği bir şey değildir. Oysaki, hayvanlar bulundukları ortamdan kesinlikle ayırt edilemeyecek şekilde bu işi başarırlar. Üstelik, insanlarla kıyaslanmayacak şekilde, vücutlarının rengini veya şeklini değiştirerek, bazen de sadece uygun pozisyonda durarak bulundukları ortama uyum sağlarlar.


Bu durumda şu sorular akla gelmektedir: İnsanların bile akıl, bilgi ve beceri kullanarak yapmakta zorlandıkları bir şeyi, hayvanların inanılmaz estetik ve plan içersinde başarmaları nasıl mümkün olabilir? Yada şöyle soralım: Kamuflaj yaparak kaçmak, avlanmak, tuzak kurmak tamamiyle bilinçli ve akıllı bir harekettir, bunlar bilinçsiz ve şuursuz hayvanlara değil, insanlara özgü özelliklerdir, o halde, koşup zıplamasını yadırgamadığımız hayvanların (ki bu da dikkat çekecek bir tasarımdır), plan yaparak tuzak kurmasını nasıl doğal karşılayabiliriz? Ayrıca, hayvanların vücutlarında meydana gelen renk veya şekil değişiklikleri yada duruş pozisyonları kendilerini dışarıdan görmedikleri için fark ettikleri bir şey değildir. O halde, bu hayvanlar bulundukları ortama bu kadar uyum nasıl sağlamaktadırlar? Ve bunu nereden bilmektedirler? Kaldı ki, ne olmak istediklerine karar verseler bile bunu nasıl başarabilmektedirler?


Bir başka soru: Tüm fiziksel planlamayı ve uygulamayı biran için göz ardı etsek bile, hayvanların kamuflajı tam anlamıyla sağlamak için sessiz ve hareketsiz kalabilecek bir iradeye ve zekaya ne şekilde sahip olduklarını, nasıl açıklarız? İnsan bile, zeki bir varlık olmasına rağmen böyle bir iradeye sahip değilken, bir hayvan nasıl olurda, bilinçli bir şekilde, yaptığı işin başarıya ulaşacağını da umarak saatlerce öyle durur?


Aslında bu soruların cevabı açıktır. Fakat, buna rağmen hayvanların sahip oldukları birbirinden farklı çarpıcı özellikler, onların bu işleri kendi başlarına planlayarak ve uygulayarak başardığı görüntüsü vermesin! Tıpkı; bir örümcek sahip olduğu ağ sayesinde beslenir, bir leopar hızlı koştuğu için avını yakalar yada bir kelebek ortama uyumlu kanatları olduğu için av olmaktan kurtulur... gibi.


Zira, bu hayvanların hiçbiri bu kadar mükemmel bir sistemi kuracak ve yaşatacak akla ve güce sahip değillerdir. Zaman içersinde küçük değişimler geçirerek bugünkü mükemmel durumlarına da gelmiş olamazlar. Zira, yavaş yavaş bir gelişim olsaydı, sahip oldukları ölümcül derecede önemli sistemler oluşmadan çok önce yok olup giderlerdi. Ayrıca, her biri akıl ve sanat ürünü olan bu canlılar; bilinçsiz, tesadüfi ve şuursuz doğa şartlarının (doğal afetlerin) ürünü de olamazlar. Kaldı ki, mükemmel olan sadece tek bir canlının oluşması değil, tüm canlıların yaşamlarını sürdürecek şekilde birbiriyle uyumlu olarak var olmalarıdır.


Dolayısıyla, doğada gördüğümüz bu müthiş denge bize göstermektedir ki; tüm canlılar, hayatta kalabilmek için en ideal şekilde tasarlanarak, bugünkü mükemmel şekilleriyle bir anda yaratılmışlardır. Bu üstün aklın, gücün ve sanatın sahibi de, yeri, göğü ve ikisi arasındaki her şeyi yaratan Allah'tır.